Commodore sayı 17, sayfa 42

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 42

Newtronics Co. Ltd.

g i £ 8 s

de bitince, ilk yapacağımız iş bu düzeni BASIC yardımıyla nasıl emellerimize alet edebileceğimizi görmek. Bu arada yaptıklarımızın sonuçlarını daha rahat görmek için bir de “Disket Monitörü” kullanmaya başlayacağız. Disket yapısının ıcığını cıcığını çıkarınca da dizimiz bitecek. Ama ondan sonra da muhtemelen Ayhan Kalaylıoğlu'nun ileri programlama yöntemleri ve makine dili kullanımıyla disket üzerinde neler yapabileceğinize dair yazısı başlayacak. Herhalde çok heyecanlı olacak!.. Artık başlayalım... Bilgisayarların ilk çıkışından bu yana en büyük sorunlardan biri, bilgisayara verilmesi gereken ve bilgisayarın işleyip bize geri sunduğu bilgi yığınlarının nasıl saklanacağıdır. Bunun için ilk kullanılan şeyler kağıt ve kart oldu. Tıpkı bugünkü teleks makineleri gibi, şeritler veya kartlar üzerine delikler delerek bilgisayarla haberleşme yapılıyordu. Bu kartlar günümüzün bilgisayar terminallerinin ve programlarımızı sakladığımız kayıt araçlarının yerini tutuyordu. Ana işlem ünitesine programları göndermek için, program önce özel aletlerle delikli kartlara geçiriliyor ve bu kartlar bilgisayara bağlı bir okuyucu makinaya takılıyordu. Bilgisayar da programı, tıpkı bugün kaset veya disketten yaptığı gibi, kartlardan okuyordu. Ve gene tıpkı bugün kaseti veya disketi sakladığınız gibi, o günlerde de çekmeceler dolusu kart saklanıyordu. Tüm bu zahmetli günlerin üstünden sadece 20 yıl gibi kısa bir süre geçti. Sonra günün birinde manyetik özelliklerin kullanılması akla geldi. Manyetik bir yüzeyin üzerine gene manyetik bir kafayla bilgiler yazılıp, yüzey üzerindeki parçacıkların manyetik yönünü algılayan bir kafayla da bilgi okunabilirdi. Bunun gerçekleşmesi bir devrim oldu. Artık daha az bir alan üzerine çok daha fazla bilgi saklanabiliyordu. Gerçi bu bilgi miktarı günümüz kayıt araçlarının yanında çok küçük kalıyordu ama gene de o dönem için çok büyük bir gelişmeydi. Manyetik araçların ilki bildiğimiz bantlardı. Ama o zamanlar müzik kasetleri değil de çok daha büyük ve kalın makara bantlar kullanılıyordu. Günümüzde de bu bantların daha hızlı ve gelişmiş olanları, bilgisayar sistemlerinin vazgeçilmez parçalarıdır. Bunun nedeni, RAM veya disket üzerinde aynı miktardaki bilgiyi saklamanın bant üzerinde saklamaktan daha ucuz ve kolay bilgi depolanmasını ve bilgiye daha kolay ulaşılmasını sağladı.

çok çok daha pahalıya çıkması. Bant sistemlerinin başlıca karakteristiği okumanın ve yazmanın aynı sırada yapılması gerekliliği. Bir bilgiyi banda hangi sırada kaydetmişseniz o sırada da okursunuz. Bir dosyanın okunmasını ortada bırakıp başka bir dosyayı okumaya başlamak, sonra eski dosyaya geri dönmek mümkün değildir. Bu tür kayıt biçimine SE- (sıralı) depolama adı verilmektedir. Bu kayıt biçimini değiştiren araçların ilki bir silindirdi (drum). Çapı 40-80 cm. arasında değişen bir silindirin üstü tamamen manyetik bir madde ile kaplıydı. Silindir kendi ekseni etrafında büyük bir hızla dönüyordu. Silindirin üst yüzeyine çok yakın bir uzaklıkta bir okuma/yazma kafası vardı. Silindir yatay dururken, okuma/yazma kafası sağa sola hareket edebiliyordu. Bu hareketin ve silindirin dönmesinin oluşturduğu bileşke hareket, tüm silindirik alanın kullanılmasına izin veriyordu. Bu da, alan üzerindeki herhangi bir noktaya direkt ulaşılmasını sağlıyordu. Bu tür bir ulaşım ise RANDOM adıyla anılır. Ne yazık ki, bu araç çok pahalıya mal oluyordu. Çünkü, mekanik aksam ile silindir birbirine bağımlıydı. Kaset veya bantta olduğu gibi aynı alete değişik silindirler takılıp çıkartılamıyordu. Üstelik hafıza gereksinimi de artmaktaydı. Yeni bir alet bulunmalıydı. Bu kayıt aracından türetilen ve günümüzde de kullanılan bu yeni araçlar ise disk'lerdir. Bunları biraz daha ayrıntılı görelim. Yukarıda bahsettiğimiz silindiri dikey olarak tuttuğumuzu ve bir bıçakla yatay dilimlere böldüğümüzü varsayalım. Ortaya üst üste konmuş yuvarlak plakalar çıkacaktır. Şimdi bu plakaların (veya disk'lerin) her iki tarafını manyetik materyalle kaplayalım ve her iki plakanın arasına iki taraflı okuyup yazabilen bir kafa yerleştirelim. Tüm bu kafaları da ortak bir kola bağlayalım. Bu kolu da aletin motoruna. Ortaya çıkan şekli şematik olarak Figür: 1.1'de görebilirsiniz. Bu yöntemle hem kullanacağımız alanı büyüttük, hem de her kafanın sorumlu olduğu alanı küçülttüğümüz için, plakaların üzerindeki bilgilere erişim süresini kısalttık. Dilerseniz, şimdi de okuma/yazma kafası ile plaka yüzeyi arasında olup bitenleri daha yakın plana alalım. Bu bölgeye yaklaştıkça ilginç bir sonuca varacağız. Bir Jumbo jet için bir dağ ne demekse, küçük bir toz parçası, hattâ parmak izi, daha da kötüsü bir duman parçacığı bile okuma/yazma kafası için aynı anlamı taşır. Figür: 1.2'ye bir göz atın. Okuma/yazma kafası ile disket yüzeyine konabilecek yabancı maddeler arasındaki büyüklük karşılaştırması oldukça şaşırtıcı, değil mi? Bir uçak dağın üstünden geçip gidebilir, ama okuma/yazma kafası için bu söz konusu değil. Önce bu sorunun disk'lerde nasıl çözüldüğünü görelim. Daha sonra disket yapısına geçeceğiz. İlk önce IBM tarafından yapımı gerçekleştirilen ve Winchester adını alan, birden fazla plaka ve kafadan oluşan kayıt aracının çalışması için havaya, ama saf temizlikte havaya gerek vardır. Bu disk'ler düğmeleri kapatılıncaya kadar hiç durmadan (hızlı erişim için bu çok disk'in durması ve kalkması sırasında boşuna zaman kaybı olacaktır) dakikada 3000 dönüş yaparken aralarındaki hava ince bir hava yastığı oluşturur ve okuma/yazma kafaları bu yastık üzerinde yüzerler. Hattâ bu yastığı daha etkili hale getirmek için Winchester'lerde uçak kanatlarındaki flap'ların benzeri düzenekler de yer alır. Kaydın manyetik olarak yapıldığını söylemiştik. O ufacık okuma/yazma kafalarının üzerinde daha da küçük yarıklar vardır ve çok ince tellerden oluşan bir bobin yardımıyla bu yarıkta dünyanın manyetik bilgi yazılması ve okunması doğal olmayan yollarla yaratılan çok güçlü bir manyetik alan yardımıyla gerçekleştirilir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.