Bir Boşluğu Doldurmak
Retro bilgisayarBir Boşluğu
Doldurmak ve The American Bar Association gibi büyüklerden aldığı onca işin altından Charley Murphy'nin nasıl da kalktığı merak konusu ama beceriyor işte. Gerçekten de Murphy çizimlerini sergisinde sergiledi. Minneapolis'teki atölyesindeki çalışmalarından başka Murphy ayrıca, Minneapolis Sanat ve Tasarım Koleji'nde tasarım, illüstrasyon ve bilgisayar grafikleri konusunda dersler de veriyor. Murphy'nin bütün bunları bir arada yürütmesine olanak sağlayan şey ise, kendisine mümkün olan en büyük esnekliği ve interaktifliği sağlayan yazılım/donanım sistemi. Ticari olarak Murphy, kendi yaptığı çizimleri, dış ortamlardan örneklemleri kullanabilmesine olanak tanıyan bir sistemle çalışıyor. Çizimleri örneklemek için bir flat-bed (yatay yüzey) digitizer ve üç boyutlu cisimler için de bir linear ray kamera kullanıyor. Serbest çalışan bir sanatçı olarak müşterilerine tek başına bu kadar olanak sağlanması bakımından Murphy belli bir boşluğu doldurduğu kanısında. Kolajlarını yaparken Murphy'nin en büyük yardımcısı yine bilgisayarı. "Bir elemanını beğendiğim 'kötü' bir fotoğrafı örnekleyip sadece o parçasını kullanabiliyorum." diyor Murphy. "Örneğin masa üzerinde duran bir portakalı örnekleyip sadece portakalı... Böyle parçaları birleştirerek ortaya güzel eserler koyuyorum." ortamlardan gelebileceğini belirtiyor - digitizer ile örneklenmiş bir slayttan üç boyutlu olarak örneklenmiş bir anında ekranda görebilmek bir fotoğraf gitmesi gere- Yakın zamanda The American Bar lemede çok yardımcı, çünkü bir görüntüyü istediğim boyutlarda sergileyebilmemi sağlıyor. Murphy'nin kullandığı en program ise HiRes QFX. Grafik kartına dayalı sistemler için devrim yaratan bir program bence" diyor Murphy QFX için. "Tüm görüntü üzerinde gerçekleştirebildiği efektleri daha önce hiçbir sistemle sağlayamıyordum." Murphy'nin kullandığı donanımlar ise Summagraphics'ten 30 santimlik bir digitizer tablası ve 32-bit'lik görüntüleri kağıda geçirmek için Management Graphics'ten film kaydedici. 32-bit'lik grafikleri sağlayan ise Truevision.
yeni 'Targa evision'ın Targa 32 grafik kartı. Targa kartının 32-bit olanağı sağlaması Murphy'nin tüm işlerini değiştirmiş. “Uzun süre 8-bit'lik görüntülerle çalıştım. Ama bu sistem bana istediğim kapasiteyi ve olanakları sağlamıyordu.”” | ““Şimdi bu efektlerden daha önemlisi çizimleri 16.7 milyon renk olarak hazırlayabiliyorum ve örneklediğim görüntüler de yine tüm renkleriyle alınabiliyor. 32-bit'den sonra 8-bit'lik çalışmalar kesekafıdına basılmış bi geliyor.”
1988'de Murphy, Targa kartının ve
Lumena yazılımının sağladığı olanaklarla karşılaşınca, ticari illüstrasyon işlerini yeniden yönlendirmiş. Daha önce Macintosh kullanarak siyah-beyaz çalışmalar yapan Murphy
20.000 dolarlık bir yatırım yapmış.
PASSPORT
Murphy kendisi gibi yalnız çalışan bir illüstratörün bu kadar büyük bir sisteme sahip olmasının normal olmadığını düşünüyor ancak yine de piyasada kendi yerini diğer tüm sanatçılarınkinden üstün buluyor. “Fiyatlar ne kadar düşse de yine de birçok sanatçı için hâlâ çok yüksek.” Murphy sık sık deneyler yaparken keşfettiği efektleri işlerine yansıtıyor.
Ona göre görüntü/renk işlemleri ve yeni yazılımlar kişisel çalışmalarından çıkıp ticari işlerine kadar yansıyor. “Sanatçı yanımla ticari olarak çalışan yanım karşılıklı olarak birbirini destekliyor. İlk örnekleme denemelerim “Tric pyramid” adlı çalışmamdaydı, daha sonra bu tekniği tüm işlerimde kullanmaya başladım. Teknikler geliştikçe, piyasadaki yerim de güçleniyor. Bir sanatçı olarak Murphy, kendi stilini “İki boyutlu ortamlarda üç boyutluluk.” olarak tanımlıyor ve ekliyor, “Ürünlerimin gerçek üç boyuttaki perspektif kurallarına uymasına gerek yok. Örneğin bir cismin gölgesinin havada olduğunu hiç bir zaman görmezsiniz, ama 'Redwing Sky' adlı çalışmamda bu ilginç bir efekt yaratıyor.”
Murphy bilgisayarın yaratıcılığını
baltalamadığını, tam tersine desteklediğini savunuyor, “Yeni şeyler öğreniyorum. Bilgisayar gelişmeme yardımcı oluyor. Artık yavaşlamak istesem de bunu başaramam.”
ışladım. Böypiyasadaki