Bir Avuç Masa Üstü Yayıncılık

AMIGA için yaratılmış masa üstü yayıncılık programlarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunlar farklı fiyatlar karşılığında farklı kul- Tanım düzeyleri ve olanakları sunuyorlar. İsterseniz bunları biraz daha yakından tanıyalim.

AMıGA'da kullanmak üzere bir masa üstü yayıncılık (Desktop Publishing > DTP) programı satın aldığınızda, ödediğiniz paranın bir bölümü mutlaka Amerikan yazılım şirketlerinden birine gidecektir. Bugüne kadar hiç bir Alman yazılım firması, bu bilgisayarı “evde matbaacılık” amaçları için kullanmayı düşünmedi. Ashnda kullanıcı olarak bu durum sizin için o kadar önemli olmamalı, tabif programın verimliliği konusunda bir sorun çıkmadıkça. Aslında programın kökeni, özellikle kullanım alanının merkezini dil olgusunun oluşturduğu durumlarda, önemli bir rol oynuyor. Bu durum en çok, kendine özgü karakter setlerinin kullanıldığı DTP programları içen geçerli. Çünkü bu programlar çoğunlukla kendi. lerine özgü karakter setlerine sahipler ve örneğin bir Alman kullamcı Alman alfabesindeki üzeri çift noktalı bazı harfleri kullanmamayı göze alırsa, bu programlardan herhangi bir kısıtlama olmaksızın yararlanabilir. Aynı durum ç, ş, ğ, 1, ü, ö gibi harfleri gözardı edebilen Türk kullanıcılar için de geçerli. Son zamanlarda giderek daha çok

Amerikan yazılım üreticisi bu dezavantajı ortadan kaldırabilecek önlemleri programlarına dahil ediyor. Yazıda tanıtılacak olan DTP programlarından yalnızca Shakespeare, kullanıcılarını “startup-sequence” üzerinden yeni bir karakter seti için kullanılabilecek “setmap” komutunu ilave etmek zorunda bırakıyor. Diğer dört program ise ABD klavye sürücüsünü kullanıyorlar. Bu, Professional Page (ileride kısaca Propage adıyla anılacak) ve Publisher Plus için anlaşılabilir bir durum. Çünkü bu programlar bir bütün halinde İngilizce olarak piyasaya sürülüyorlar, yani kullanım kılavuzları ve el kitapları da İngilizce. Ama Pagesetter ve City Desk Almanca'ya aktarılmış durumda. Pagesetter'in Almanca'ya aktarılmasını üreticisi olan Gold Disk firması üstlenmişken, City Desk'in kılavuzunun ve menülerinin aktarılması Federal Almanya temsilcisi Campustore firması tarafından gerçekleştirilmiş. Fark çok kolay anlaşılıyor. Pagesetter'in el kitabı -bırakıldığında sürekli kendiliğinden kapanan- defter biçiminde bir kitap ve içinde çok az illüstrasyon var. Bazı açıklamalar birbiriyle çelişiyor ve bu da işin keyfini kaçırabiliyor. Compustore'un çevirisi ise her bakımdan daha üstün. Mouse göstergesinde yer alan meşhur “ZZ” için kullandıkları “horlayan kursor” ifadesi oldukça sevimli. Ama var olmayan menü ve fonksiyonlara başvurmak zorunda kalındıkça insan ister istemez sinirleniyor. Programın içinde bazı dikkatsizliklere rastlamak mümkün. Diyalog kutularının birçoğu hâlâ İngilizce mesajlar içeriyor, “henüz bir grafik kesim yapmadınız!” türünden bir sürü Almanca hata mesajı da var. İncelenen programlar arasında en iyi kullanım kitapları İngilizce olanlar ve bu nedenle de herkes tarafından aynı kolaylıkla kullanılamıyorlar. Bunlar, özenli açıklamaları, zengin resimleri ve açık yapılarıyla dikkat çeken Propage ve Shakespeare'in kitapları. Shakespeare'i Federal Almanya'da pazarlayan HYS firması paketin içine bir de Almanca açıklama koyacağını açıklamış, ama bu kitap henüz hazır değil. Zaten program da bu yazıda incelenmeye son dakikada alınmış durumda, çünkü ancak yeni ve son versiyonu olan 1.1 DTP açısından gerekli talepleri karşılayabiliyor. Pagesetter kullanıcılarına üretici firmanın bir tavsiyesi var: Eğer programı farklı yerlerde kullanmaları gerekiyorsa, kitabı mutlaka yanlarında bulundurmalılar. Çünkü programın başlangıcında her defasında farklı bir parola soruluyor ve bu parola bu kitabın farklı yerlerinde oluyor. Amerikalılar, diğer ülkelerdeki kullanıcılara göre oldukça avantajlı. Çünkü ABD'deki 60 Hertz'lik resim tekrarlama frekansı Interlace modundaki ekran titremesini çekilebilir hale getiriyor. Propage ve Shakespeare, AMIGA'nın en yüksek çözümlemesine ayarlı. Ekrandaki titreme olmasa, DTP gibi kullanımlar için bu çözümleme düzeyi en uygunu. Bu titremeye karşı çare olarak şimdiye kadar üretilenler yüksek bir ek maliyet getiren özel monitör ya da özel grafik kartları. Bir de daha ucuz özel ekran filtreleri var. Avrupalı kullanıcıları da kayırmak amacıyla Shakespeare ve şimdi yeni 1.1 versiyonunda Propage, 640 x 256 pixellik orta grafik düzeyiyle de çalıştırılabiliyor. Bu düzeyde çalışırken Shakespeare'de görüntü dikey deformasyona uğruyor. Bu modda çok ince görünen yazılar (fontlar) Interlace modunda ve baskı sırasında düzeliyor. Aynı durum, orta çözümlemede oluşturulan ve daha sonra Shakespeare'a ya da Propage'e yüklenen resimler için de geçerli. Hazırladığı dokümanın gerçek durumunu görebilmek için, kullanıcının arada sırada Interlace moduna geçmesi zorunlu. Publisher Plus, City Desk ve Pagesetter'de ise böyle bir işleme gerek yok. Çünkü bu programlar zaten göze daha yatkın olan orta çözümlemede çalışıyorlar. Yalnızca City Desk, ek olarak en yüksek grafik düzeyine dönüştürülme olanağı sunuyor. Program bunu yerine ekranın PAL alanını kullanabiliyor olsaydı, Avrupalı kullanıcılar için çok daha iyi olurdu. Bunun neden yapılamamış olduğu herhalde programcının bir sırrı. Yazıda incelenen beş programın çalışma pencerelerine baktığımızda, iki parlak örnek kendini öne çıkarıyor: City Desk ve Gold Disk'in kardeş ürünleri Pagesetter ve Propage, tam sayfayı küçültülmüş ama bir bütün olarak ekrana getirebiliyorlar. Bu durumdayken yalnızca büyük yazılar okunabiliyor. Ama yine de doküman üzerinde çalışılabiliyor. Bu olanağın en önemli yararı, genel bakışı kaybetmeden Layout'un kolay ve çabuk bir biçimde işlenebilmesi. Ayrıca Pagesetter ve Propage, ekranın kullanılmayan alanından, o sırada gerekli olmayan öğelerin (metin parçaları, grafikler vb.) konulabileceği bir kağıt sepeti olarak yararlanma olanağı sağlıyorlar. Detay çalışmaları için kullanıcı istediği anda daha yüksek büyütme düzeylerine geçebiliyor. Bu düzeyler Pagesetter'da üç, Propage'de beş ve City Desk'te altı tane. Bir başka sistem ise Shakespeare ve Publisher tarafından sunuluyor: Doküman 1:1 ölçeğinde görüntüleniyor ve böylece ekrandaki her nokta yazıcıdaki bir noktaya karşılık geliyor. Bu durum, üzerinde çalışılan sayfanın yalnızca bir bölümünün ekranda görülebilmesini zorunlu kılıyor. Kullanıcıya yarattığı eserin komple görünümü hakkında bir fikir verebilmek için her iki programda da sayfayı küçülten fakat üzerinde çalışmaya olanak vermeyen bir fonksiyon öngörülmüş. Shakespeare'de bu görüntünün boyutları değiştirilebiliyor, ayrıca bu fonksiyon doküman üzerinde çalışma yapılırken de açık kalabiliyor. Publisher'da ise bu olanak yok. Mouse'la yapılacak bir klikleme bu küçük görüntüyü ortadan kaldırmaya yeterli. Bu ikinci sistemde özel önem taşıyan bir konu, scrolling (kayma). Özellikle gösterilen sayfa kesitinden daha büyük çerçevelerle çalışıldığı durumlarda bu fonksiyon çok yararlı. Shakespeare böyle bir durumda ekran içeriğini yavaşça ve kademeli olarak çalışma penceresinin altında kaydırıyor. Zaman alan ve ayrıca yanıltıcı olabilen bir olanak bu. Çünkü meydana gelen gecikme nedeniyle, kesitin ne kadar kaymış olduğunu belirleyebilmek çok zor.

City Desk'in bir iletişim penceresi. Arka fon, programın büyütme düzeyini gösteriyor.

Text Preferences

Faber colors Bit

Front Pen DEF

Colors

Shakespeare'de bir çerçevenin metin tanımlamalarının yapıldığı iletişim penceresi.

Publisher'da durum farklı: Sayfa çalışma penceresinin altında oldukça hızlı ama akıcı bir şekilde kayıyor, durum satırındaki mouse koordinatları ve istenirse kullanılan tarama sistemi, yer belirlemesinde yararlı oluyor. Shakespeare'de bu her iki Layout yardımcısı da kullanılmıyor. Metin ve resim ögelerinin oldukça tam bir biçimde konumlandırılmaları, yardımcı çizgilerle sağlanıyor. Bu çizgiler, tüm ekran yüzeyinde bir çerçevenin kaydırılması sırasında yatay ve dikey olarak yan ve alt kenara kadar uzanabiliyorlar. Çok yararlı bir yar-

Sherlock h es ganz und gar aus. als würaile London: und sein treues, etwas behabiger

Krimigentes in die

Die Jagd

Literaturgeschichte — so rel nicht müde, zu betonen, wle se er bei der Aufklarung seir skurrilen Fâlle auf Watsons Ur terstützung angewiesen ist. nlevehten m

Publisher Plus'ta tam boyutlarıyla bir sayfanın ekranda görülmesi mümkün.

dımcı olan ““Snap to Grid” ise programının çerçeveleri otomatik olarak ekrandaki taramaya uydurabilmesini sağlıyor ve yalnızca diğer üç prog- Tam tarafından sunuluyor. Çalışma penceresinin İner Menü'- leri (Pulldown) her iki programda da olduğu gibi, Shakespeare'de de menüde konumlandırma yapılıp bırakıldığında ekran yeniden oluşturuluyor. Publisher'da ise, kullanıcı menüyü kaydırmaktayken, o ana kadar yapılmış olanlar belirli bir hızla gölgeli hale gelirken sayfa kesiti de ekranda hareket ediyor. Bu nedenle Publisher kullanıcıları, güçlü büyütme yapılan diğer programların aksine, belirli sayfa kesitlerinin hızlı ve mutlak bir biçimde konumlandırılmasında herhangi bir zorlukla karşılaşmıyorlar. City Desk'te ekranda görüntülenen sayfa kesiti Pulldown menü yardımıyla kaydırılıyor. Pagesetter ve Propage'de ise bu amaç için, içinde ekranda görüntülenen kesitin büyüklüğünü gösteren kaydırılabilir bir küçük dikdörtgen olan ve sayfanın tamamını temsil eden bir çerçeveden yararlanılıyor. Burada da ekran ancak sembolün bırakılmasından sonra yeniden oluşuyor. Shakespeare ve Propage'in sayfa kesitinin hassas düzenlenmesi (ajüstaj) için kullanıcıya sundukları bir fonksiyon, doğrudan kaydırma (Scrolling) fonksiyonunun eksikliğini pek aratmıyor.

TOOLBOX

Yalnızca Publisher Plus kullanıcılarının yararlanamadıkları bir fonksiyon var: Toolbox olarak adlandırılan son derece yararlı, küçük bir kolaylık. Bu, içinde birtakım semboller bulunan bir kutu ya da Propage ve Pagesetter'de olduğu gibi ekranın kenarında ince bir sütun. Bu sembollerin herbiri bir fonksiyonu gösterdiğinden, örneğin metin editörünü değiştirmek ya da basılması istenmeyen bir çerçeveyi silmek için mouse'un düğmesini kliklemek yeterli. Publisher ise pull down menülerle ve tuş kombinasyonlarıyla yönetiliyor. City Desk dışındaki tüm programlarda metin çerçevelerinin düzenlenmesi ya da eklemlenmesi için kullanılabilecek Toolbox sembolleri var. Herhangi bir metin verili oan çerçeveye tam olarak uymadığı takdirde, yazıda incelenen beş programm tümü de herhangi bir şekilde uyarıda bulunuyor ve metnin arta kalan kısmını bellekte muhafaza ediyor. Bu durumda kullanıcı anında ya da daha sonra bu kısmın konulabileceği yeni bir çerçeve yaratabiliyor. Bunun istisnası City Desk için geçerli: Bu program da metinleri eklemleyebiliyor, fakat bunu çerçeve prensibine göre yapmıyor. Bu nedenle yüklenmiş olan bir metnin, derhal tüm boyutlarıyla dökümana eklenmesi gerekiyor. Mouse göstergesi bu sırada “text in” ifadesine dönüşüyor. Kullanıcı göstergeyi metnin başlaması gereken yere getirerek sol tuşa basıyor ve metin otomatik olarak sayfada konumlanıyor. Bu sırada daha önce sayfa formunun belirlenmesi sırasında tanımlanmış olan sütunlar sınırlı ölçüde rol oynuyorlar. Diğer programlarda bu rolü çerçeveler üstleniyorlar. City Desk programı, Propage'de de olduğu gibi metinleri kendiliğinden resimlerin etrafına yerleştirebildiğinden, metnin yüklenmesinden önce sayfanın neredeyse bütünüyle hazırlanmış olması gerekiyor. Öğelerin ancak teker teker kaydırılabilme özelliği nedeniyle, daha sonra tek tek metin bloklarının yer değiştirilmesi sırasmda çok sıkıntı çekilebileceğinden, bu durum özellikle gerekli. Aynı koşul incelenen diğer programlar içinde geçerli, çerçeve grupla- Tının tanımlanmasına yalnızca Propage izin veriyor. Bu işlev çok önemli, çünkü birbirlerine uzaklıkları aynı kalması gereken birden fazla öğeyi kaydırmak gerektiğinde çok yararlı oluyor.

METİN ALABİLME ÖZELLİĞİ

Programcı olarak sorunu basitleştirebilir ve City Desk'in üreticisi Micro Search gibi argümanlar kullanabilirsiniz: “Eğer siz, kullanıcı olarak aslında çok sevdiğiniz bir başka metin işlem programına sahipseniz, neden DTP programınızın içine bir başka kendine özgü, kullanışlı metin editörü koymakla yetindik. Bu sayede hem kullancıyı yeni bir metin editörüne alışma zahmetinden kurtarmış, hem de çok önemli başka işlevler için bellek alanı kazanmış oluyoruz.” Bu mantıklı bir açıklama gibi gö- Ama pratikte City Desk'le çalışırken Propage, Publisher Plus ve Shakespeare'in sunabildikleri âoğrudan giriş editörüne ihtiyaç duyulduğunda bu mantığın varlığı ne işe yarar? Pagesetter'in “mini metin işlem”i, City Desk'in satır editörüne göre çok daha yararlı, çünkü en azından yazılmış olan malzemeye gelen bir bakışa ve metnin içinde hızla hareket etmeye olanak veriyor. Pagesetter'daki bu çözümün olumsuz yanı ise, metnin “yerinde” değil, yani mutlaka çerçevenin içinde işlenebilmesi. Bu durum, iki nedenden ötürü diğerlerine tercih edilebilir: İlk neden, Propage, Shakespeare ve Publisher'- da bir metin bloğunun işaretlenebili ve bunun içindeki yazı karakteinin altı çiziliden italiğe kadar istendiği gibi değiştirilebilmesi. City Desk ve Pragesetter ise metni ancak içine özel kodların yerleştirilmesiyle değiştirebiliyorlar. Diğer neden ise, kullamcımn uzun sözcükler nedeniyle ayırmalar koymaya zorlaması. City Desk ve Pagesetter, böyle durumlarda programa sözcüğün gerektiğinde nereden ayrılması gerektiğini belirten özel bir koda gerek duyuyorlar. Bunun pratikteki sonucu ise, her uzun sözcüğün, düzgün yayılmış bir metin görüntüsü elde edebilmek için, ““buradan kodlarıyla donatılması. İşin aslında nasıl olması gerektiğini ise Propage'de görmek mümkün: Program, İngilizce, Fransızca, İspanyolca dilleri için geçerli olan algoritmalardan yararlanan bir otomatik ayırma sistemi kullanıyor. Aslında örneğin bir Alman kullancısı için İngilizce ayırma algoritması, en kaba ayırma hatalarını yok etmek üzere bir istisnalar sözlüğüne arada sırada başvurmayı gerektirmekle birlikte, çok yararlı olabiliyor. Ayrıca metin çerçeve içindeyken de düzenlenebiliyor,

Aktvella Boz

Desk

İh Rand oben

Tşk Say ware, haj Rand links

Durchsehung E | Zeichenabstand

Font-Ausvahi

| garnet | opal | | Sapphire all back for styles) and gra em with a varid l.

Pagesetter'in ekranın sağında yer alan Toolbox'u, çalışma modunun ayarlanması

için gerekli sembolleri içerir.

yeniden değiştirilebiliyor. Eğer kullanıcı bir sözcüğün bölünmesi gerektiği fikrindeyse, kursor ayrılma noktasına getiriliyor ve (CTRL-5) ile silik bir tire konularak Propage'in böyle bir ayırmanın mümkün olup olmadığına karar vermesi istenebiliyor. Shakespeare ve Publisher Plus kullanıcıları, keyif ve zahmet arasında sürekli gidip geliyorlar. Aslında bu programlarda da metni “yerinde” işleyebilmek mümkün, ama Publisher'de bunu yapabilmek için uzun süre bir mod değiştirme işlemine gerek var. Type modundan yine Layout moduna dönmek ise daha da uzun sürüyor, çünkü ekranın yeniden oluşturulması gerekiyor. Hemen hemen tamamlanmış bir sayfada, çalışmaya devam edebilmek için yaklaşık bir dakika sabırla beklemek gerekiyor. Bu da pek profesyonelce bir durum değil. Shakespeare'de de sevinç çığlıkları atmayı gerektirecek bir durum yok. Tam aksine. Metni tümüyle yeniden düzenlemek için, kursor tuşlarından birine ya da (F10)'a basılıyor ve bu işlem de en az yarım dakika sürüyor. Shakespeare ve Publisher otomatik ayırma olanağı sunmadıklarından, metinde meydana gelebilecek boşluklar ancak ayırma çizgisi konularak engellenebiliyor. Daha ilerde metin akışında yapılacak bir değişiklikte ise bu ayırma işaretleri metnin içinde alakasız yerlerde kalıyor. Bu oldukça rahatsız edici bir özellik, ayrıca editörün düşük hızıyla yapılan işlemler de kullanıcının sinirlerini kopma noktasına getirebiliyor. Üretici firmanın kısa zamanda bu konuda bazı çözümler üretmesi gerekiyor.

FONTLAR VE RENKLER

Evinde bir şeyler basmak isteyen hangi kullanıcı, her amaca uygun sınırsıza yakın yazı tipi ve büyüklüğünü kullanma olanağını reddedebilir? Bu rüyayı gerçek kılmaya en yakın olan programa, 127 puntoya kadar büyüklüklerde 19 Postscript yazı olanağı veren Propage. Diğerlerinin hiçbiri, biraz da sistemden kaynaklanan nedenlerden ötürü, böylesi bir olanağı veremiyorlar. City Desk ve Pagesetter, Workbench'ten tanıdığımız AMIGA fontlarını kullanıyorlar. City Desk ayrıca HP Laserjet Plus ve onunla uyumlu yazıcılarla çalışmak için dört farklı karakter seti sunuyor. Ama bu programların ikisinde de punto büyüklükleri sabit. Publisher'da yalnızca dört AMIGA fontu yok, ayrıca var olmayan büyükrors und Hops!

tezi)

dd Dam bie duğu görülüyor.

lükleri de hesaplayabiliyor. Bu özellik biraz zamana malolmasına rağmen programın esnekliğini artırıyor. Shakespeare ise bir özel statü sunuyor. Hem en fazla kendine özgü AMIGA karakter setine sahip, hem de çok renekli çalışmaya olanak veriyor. Çalışmakta olan çözünürlüğe bağlı olarak, bir metin çerçevesi içinde 32 renge kadar kullanılabiliyor. Dahası da var: Shakespeare her çerçeve için ayrı renkler kullanılmasına olanak verdiğinden, bir sayfada AMIGA'nın 4096 renginden de yararlanılabiliyor. Tabii teorik olarak; çünkü “zevkler ve renkler münakaşa edilmez” kuralına rağmen, okuyucuya böylesine renklerle doldurulmuş bir sayfa sunmak yayıncılık açısından pek doğru değil. Çok daha anlamlı ve etkileyici olan, bu fonksiyonu sayfanın fonunu ve üzerinde yer alan yazı ve çerçeveleri bağımsız olarak belirlemekte kullanmak. Örneğin lacivert fon üzerinde sarı yazı? Sorun değil. Son olarak bir özellik daha: Shakespeare'in dokuz AMIGA yazısından ikisi renk fontları ve bunlar “Calligrapher” adlı programla hazırlanabiliyor. ki, AMIGA karakter setlerini kullanabilen dört programın hepsi, başka üreticilerin karakter setlerini de kullanabiliyor, ama dikkat edilmesi gereken husus bu setlerin diğer dillerdeki karakterleri içerip içermedikleri. Shakespeare dışında AMIGA'da kullanılan DTP programları, renk olgusundan pek fazla yararlanamıyorlar. Pagesetter ve Publisher'da metin gösteriminin ters olarak alınması (siyah zemin üzerinde beyaz yazı) mümkün. Ama renk konusunda Shakespeare'e en yakın olan program, çok yetenekli Propage. Bu programda metnin ve fonun rengi için kullanıcı siyah ve beyaza bağımlı değil. Dokuz gri tonundan birini ya da serbestçe tanımlanabilen yedi renkten birini seçebiliyor. Renkli fontlar ise yalnızca Shakespeare kullanıcılarına özgü bir olanak. Yazıların ekranda gösterimi üzerine son birkaç söz daha: City Desk ve Propage, bu bağlamda en yetenekli programlar. İlkinde yazının yayma katsayısı olarak 1 seçildiğinde, sayfa en yüksek büyütme düzeyinde bile incelendiğinde, büyük fontları bile ekranda okuyabilme olanağı yok. Katsayı değiştirildiğinde ekranda harfler büyüyor, ama eğer lazer yazıcı kullanılmıyorsa çıkış pek iyi olmuyor. Aynı durum Propage için de geçerli: Eğer akan metin için temel yazı 9 ya da 10 punto olarak belirlendiyse, sayfanın en üst düzeyde büyütülmesinde bile harfleri seçebilmek olanaksız. Ayrıca monitörde görünen metin çok yanıltıcı bir etki yapabiliyor, çünkü sözcüklerin çoğu aralarındaki boşluklar (espaslar) nedeniyle birçok parçaya bölünmüş gibi görünüyor. Halbuki aslında bu durum çok seyrek meydana geliyor. Bu durumun netleşmesi ancak bir deneme baskısıyla mümkün.

Page örneğinde, grafik ve metinlerin çerçevelerde düzenlenmiş ol-

İTHAL EDİYORUZ Bir dökümanın ana öğeleri, yani metnin büyük kısmı ve grafikler,

DTP programının kendisiyle oluştuarulmaz, disketten ya da hard diskten yüklenir. Bunun bilgisayar terminolojisindeki adı, “ithalat”'tır. Disket pencerelerinin oluşturulması ve kullanılması genellikle “yeterli sayılabilecek” ile “çok iyi” düzeyleri arasında çözülmüş durumda. Bu nedenle burada yalnızca bazı ufak farkları belirtmekle yetineceğiz. Publisher'a gelene kadar bu tür programlarda dökümanlar komprime edilmiş biçimde, yani yükleme sırasında yeniden çözülen tek bir dosya halinde saklanıyor ya da yükleniyordu. Buna karşın Publisher, bir sayfanın tüm öğelerini veri taşıyıcısına tek tek yerleştiriyor ve böylece hem daha çok bellek kullanmış oluyor, hem de bir süre sonra oluşan dosyalarda bir kaosla karşılaşılabiliyor. Propage de biraz farklı bir tutum sergiliyor: IFF grafiklerini birlikte saklamıyor, dökümanın yüklenmesi sırasında resmin daha önce alınmış olduğu disketi yeniden talep ediyor. Son olarak Shakespeare, bir dökümanda kullanılmaları gereken metin ve grafikleri önce bir ara belleğe yüklüyor, Böylece kullanıcı sayfasının farklı kısımlarını muhtelif disketlerden alabiliyor ve eğer onları kullanmak isterse, öğeleri ara bellekten almayı ve sayfada yerlerine yerleştirmeyi sağlayan Chart penceresini çağırması gerekiyor.

Yeniden metinlerin ithal edilmeleri konusuna dönelim: İncelenen beş programın herbiri, metinleri ASCII formatında yükleme olanağına sahip. Her iyi metin işlem programının, metinleri bu formatta saklayabilir olması gerekiyor. Bu tür dosyalarda sıkıcı olan, metne ilişkin her türlü formatlamanın -tab işlemleri ve yazı özellikleri dahil- saklama sırasında filtre edilerek, metnin DTP editörüne sanki ham halinde yükleniyor olması. Bu nedenle Publisher ve Shakespeare'ye kadar programlarımızın tümü belirli metin işlem programlarının formatlanmış dosyalarını bile okuyabiliyorlar.

City Desk'e bir ASCII- ya da WordPerfect dosyasını yüklemek isteyen Alman kullanıcılar pek hoş olmayan bir sürprizle karşılaştılar: Bazı harflerin üzerinde bulunması gereken noktalar kayboldu ya da aslında daha önce satır editöründen çıkarılmış olmaları gereken farklı bazı özel karakterlerle çevrelenmiş halde göründüler. Bu noktaların korunabilmesinin tek yolu, ASCII metninin Notepad'e yüklenmesi ve IFF dosyası olarak saklanması. Harflerin tam olarak korunabilmesi ancak böyle mümkün oluyor. Sevindirici olan ise, grafiklerin bağlanması sırasında çok daha az sorun çıkıyor olması. İncelenen programların hiçbiri bu konuda pek müşkülpesent değiller. Hatta Publisher, Pagesetter ve Propage'i gerçek becerikliler olarak tanımlayabiliriz. Programların hepsi 640 x 512 pixel'e kadar her çözümlemeyi (hatta Propage 1024 x 1024'ü) ve 2'den 4096'ya kadar renkleri kabul edebiliyorlar. Yalnızca Shakespeare HAM resimleri kullanamıyor. City Desk'in sınırı ise 640 x 400 pixel'e kadar ve HAM grafiklerle karşılaştığında sistemi uçurabiliyor (crash). Programların hemen tümü yüklenecek grafiğin renklerini gri değerlerine dönüştürüyorlar. Bu işlem bazılarında (Pagesetter, Propage) hızlı, bazılarında ise (Publisher, City Desk) yavaş gerçekleşiyor. Dönüştürme işleminin kalitesi çok mükemmelden (Propage), orta düzeyde mükemmel

(Pagesetter, City Desk) ve ancak yeterliye (Publisher) kadar değişiyor. Ayrıca sonuçlar büyük ölçüde resmin renk paletine de bağımlı. Propage, grafiğin orijinal durumunu bir renkli yazıcıdan çıkış için hedef olarak kabul ediyor. Yalnızca Shakespeare, grafikleri bütün ihtişamıyla ekranda sunabiliyor. Bu sonuçta bir sayfadaki farklı renk paletlerine sahip resimlerin sayısı hiçbir rol oynamıyor. Program yalnızca son olarak aktif hale getirilmiş olanın, yani o sırada kliklenmiş olan çerçevenin içindekinin renklerini tam olarak veriyor. Bunun metin ya da grafik olması bir şey değiştirmiyor. Bu gösterim sırasında sayfanın diğer öğeleri grotesk bir biçimde yabancılaştırılmış halde oluyor. Ama baskı çıkışı sırasında her öğe kendi renklerinde elde edilebiliyor. Siyah/beyaz bir yazıcıya sahip kullanıcılar da Shakespeare ile çalışabilirler. Bu durumda renklerin gri tonlarına dönüştürülmesini yazıcının sürücüsü üstleniyor.

Propage, Shakespeare ve Publisher kullanılıyorken, ithal edilen IFF resimlerin işlenme olanağı böylece hallediliyor. City Desk ve Pagesetter ayrıca içlerinde bulunan “boyama kutusu”nun bazı fonksiyonlarını, yüklenmiş olan grafiklerde kullanarak, sayısallaştırılmış bir resimde bir miktar “rötuşlama” yapılmasına olanak tanıyorlar. Böylece yeniden Deluxe Paint vb. ile uğraşmaya gerek kalmıyor. City Desk'in “boyama kutusu” komut kapsamı dolayısıyla Pagesetter'inkine oranla daha zayıf ve en önemli fonksiyonlardan biri olan Undo'nun eksikliğini açıkça hissettiriyor.

BASKI ÜZERİNE

Böylece belirleyici sözcüğe gelmiş bulunuyoruz: Baskı. Baştan bir konuyu vurgulamakta yarar var: Eğer bir Postscript lazer yazıcı sahibi (ya da henüz çok seyrek olan bu aletlerden birine erişebilme olanağına sahip) olmak durumunda değilseniz, bu yazıda tanıtılan programlardan mucizeler beklemek durumunda değilseniz demektir. Programların hiçbiri, ekrandaki görüntüyü 1:1 kopya olarak kağıda dökmekten daha fazla bir şeyler yapabilen yazıcı sürücülerine sahip değiller. Bunun yerine kendilerini AMIGA'nın sistem-yazıcı sürücüsünün ellerine terkediyorlar. Bu arada en genç ürünler olarak Shakespeare ve Propage çok geliştirilmiş Workbench 1.3'ün sürücüsünü kullanıyorlar. Bir Workbench 1.3'e sahip olan herkes, tabii ki diğer programlarda da herhangi bir sorunla karşılaşmaksızın yeni sürücüyü yerleştirebilir (install edebilir). City Desk ayrıca HP Laserjet Plus ve bununla uyumlu diğer yazıcılar için özel bir sürücü sunuyor. Bu durumda AMIGA yazıları yerine yazıcının yazılarını kullanabiliyor. Preferences çıkışının kalitesi büyük ölçüde ekran-karakter setlerinin çözünürlüğüne bağımlı. Shakespeare'in yazıları Interlace modu için üretilmiş olduğundan, baskı kalitesi en yüksek olan program bu. Ama çıkan sonucu yakından incelediğinizde, bu kalitenin iğneli yazıcıdan kaynaklandığı görülüyor. Propage'in hardcopy'si içlerinde insanı kandırmayı en zor becerebilecek olanı, bunda da şaşılacak bir şey yok aslında. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi, yazının ekrandaki gösterimi pek övülebilecek bir şey değil. Ama nihayet, programın şerefini kurtaracak olan şey, Propage'in tümüyle profesyonel alanda bir Postscript lazer yazıcıyla donatılmış olarak kullanılmalıdır. Bunda elde edilen sonuç, programcıların iğneli yazıcı konusunu biraz ihmal etmiş olmalarından ötürü suçlanmalarını engelleyecektir sanırız. Professional Page, başından beri AMIGA için üretilmiş programlar içinde, adındaki profesyonellik ifadesini tam anlamıyla hak eden yegane DTP programı. Bazı ufak zaaflarına karşın iyi sayılabilecek bir metin editörü, düzenli grafik yapısı, karmaşık olmayan kullanımı ve övgüye değer dökümantasyonu ile çok ufak eski puanların gözardı edilebileceği mükemmel bir program, Professional Page. Diğer programlarınkine oranla yüksek olan fiyatı ise aslında oldukça makul. Çünkü rahatça kıyaslanabilecek verimlerine karşın, IBM PC (ve uyumluları) ve Apple Macintosh bilgisayarlarda kullanılan rakiplerinin fiyatları, Propage'in fiyatının çok üstündeler. Bu, özellikle yeni versiyonu olan 1.1 için geçerli. Çünkü bu versiyonda içerilen Color Separator fonksiyonu, çok renkli baskıların oluşturulabilmesine olanak veriyor.

Daha alt düzeyde ise Publisher Plus, (onu hemen yakından takip eden Pagesetter ile birlikte) burun farkıyla önde. Shakespeare bunlara göze biraz daha pahalı, ama buna karşılık renk olgusunu içeriyor. Bu nedenle de renkli dökümanlar oluşturmak isteyenler için alttan ortaya kadarki kategoride tek alternatif. Üreticileri içine daha hızlı bir metin editörü koyabildikleri takdirde, biraz daha iyi bir program haline gelebilecek. Aletini DTP uygulamalarında da kullanmak isteyen bir renkli matris yazıcı sahibi, Shakespeare'i görmezden gelemez. City Desk'in sıralamada alt sıralarda yer almasının başta gelen nedeni, farklı dillerin karakterlerinde ortaya çıkardığı sorunlar. Diğer bir neden ise birçok alanda yetersiz kalan hızı. Bir HP Laser Jet Plus yazıcıya sahip bir kullanıcı için City Desk bu dezavantajlara rağmen ilginç olabilir, çünkü bu yazıcının içerdiği fontları kullanabilen ve böylece yüksek bir yazı kalitesi elde edebilen tek program bu.