Commodore sayı 31, sayfa 67

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 67

PINDA

anında “Don Bosco” gençlik oteli.

kamp süresi sonunda masraf hesap edilerek ailesine bildiriliyor. Zaten bu tür etkinliklerin toplamında kişi başına 30 Mark'ı aşmamaya dikkat ediyoruz. Altışar yataklı odalardan birini inceliyoruz. Odada bir sürü disket, joystickler, bir Commodore 64 ve yanında 1541 disket sürücü göze çarpıyor. Benzer manzaralara diğer odalarda da rastlamak mümkün. Odadaki C-64, yuvasından uzak bir kampta geçirdiği gecelerde sevgili bilgisayarından ayrılmak istemeyen bir çocuğun. Jens Behrmann: Aslında böyle bir şey tamamen gereksiz, ama yine de çok sık rastladığımız bir durum bu. Gerekli donanım ve yazılım tümüyle organizasyonumuz tarafından karşılanıyor, ama çocuklardan biri evinden AMIGA monitörünü buraya kadar getirmişti bir defasında. Neden böyle yaptıklarını bilemiyorum. Gençler çoğunlukla birbirlerini burada tanıyorlar. Karşılaştıklarında sordukları iki soru: İlk olarak “Bilgisayarının markası ne?”. Pek soğukluk yaşamıyorlar, kaynaşma hemen sağlanıyor. Tabii biz de kamp sakinlerinin ya da en azından oda sakinlerinin yaklaşık aynı yaşlarda olmalarına dikkat ediyoruz. Tüm çocuklar 11 ila 16 yaş arasında, yalnız bu hafta bir 9 yaşında bir de 17 yaşında misafirimiz var. Daha önceki dönemlerde bir defa 8 yaşında bir misafirimiz oldu. Üst limit ise 19, 20 ama bu istisnai bir durumdu. Odadan bir protesto sesi geldi: “Hiç kız yok!”. Hiç kız yok mu? Bu kamplar konusunda tecrübeli olduğu anlaşılan başka bir gençten geldi cevap: “Yoo, Westensee'deki kampta iki tane vardı”. Jens Behrmann: Kızlar büyük bir istisna oluşturuyor, kamplara katılım oranları belki yüzde üç civarında. Aslında bunun mantıklı bir açıklaması yok. Belki bunun nedenleri hakkında birtakım varsayımlarda bulunabiliriz: Ya kızlar farklı nedenlerden dolayı bilgisayar konusuyla pek ilgilenmiyorlar, ya da erkek sayısının çokluğu onları katılmaktan vazgeçiriyor. Ama biz gerçekten kamplarımıza daha çok kızın katılmasını istiyoruz. Eğitim odasının kapısından baktığımızda, Jens Behrmann'ın biraz evvel kampın niteliğiyle ilgili sözlerine hak verdim. Aslında burada da “önde” durup ders anlatan biri vardı, ama “öğrenciler” koltuklarında son derece rahattılar. Bir okul dershanesi havasının hüküm sürdüğünü söylemek insafsızlık olurdu. Jens Behrmann: Aslında veliler çoğunlukla uygunsuz fikirlere sahipler. Bazıları, yavrularını son derece yoğun bir eğitimle bilgisayar uzmanı haline getirmemizi istiyor. Halbuki daima gözönünde bulundurulması gereken buraya gelen kızların ve oğlanların yaz tatilinde oldukları gerçeği. Burada eğitim sıkı bir disiplinin dışında verilmeye çalışılıyor. Birden fazla bilgisayar kursunu aynı anda devam edilmesini tavsiye etmiyoruz. Çünkü bu durumda çocukların tatili heba oluyor. Bir bilgisayar ve bir spor kursu burada birarada, ayrıca yeterince boş zaman da var. Bu yeterli, hem en keyifli durum bu. Kamp dahilinde yaptığımız izleme turu sırasında rastladığımız her gence kampla ilgili izlenimlerini sorduk. Giderek kafamızda netleşen fikir, ezici bir çoğunluğun hayatından memnun olduğuydu. Bir konu dışında:

Jeans Behrmann (CompuCamp yetkilisi): “Burası bir yatılı okul değil”.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.