Commodore sayı 14, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

Adolphe Knipe. Hepsi de, nedense biraz açık saçık çıkan bir tek öykü dışında beklenene tıpatıp oturuyordu. Bay Bohlen yumuşamıştı artık. Kent merkezinde bir edebiyat ajansı kurmaya, ajansın başına da Knipe'ı getirmeye razı oldu. Birkaç hafta içinde bu tasarı gerçekleşti. O günlerde Knipe ilk bir düzine öyküyü postaladı dergilere. Dördüne kendi imzasını, birine Bay Bohlen'inkini koydu, geri kalanlara uyduruk imzalar attı. Öykülerin beşi hemen kabul edildi. Bay Bohlen'ın imzasını taşıyansa editörden gelen şu mektupla geri çevrildi: “Gerçekten usta işi bir öykü bu, ne var ki tam anlamıyla tamamlanmış izlenimi vermedi bize. Yazardan yeni öyküler beklemekteyiz...” Adolphe Knipe, bir arabaya atlayıp doğru fabrikaya yollandı, aynı dergi için bir öykü daha geçti makineye. Yine Bay Bohlen'ın imzasıyla ve öyküyü hemen postaladı. Öykü dergice satın alındı. Para akmaya başlamıştı. Knipe, yavaş yavaş, ölçüp biçerek artırdı verimi, altı aya kalmadan haftada otuz öykü üretiyor, aşağı yukarı yarısını satıyordu. Edebiyat çevresinde verimli, başarılı bir yazar olarak ünlenmeye başlamıştı. Gerçi Bay Bohlen da ünlüydü ama Knipe kadar saygın değildi tabii, kendisi o kadar incesini bilmiyordu. Bu arada Knipe, umut veren genç yazarlar adı altında bir düzinelik bir kadro yaratmaya uğraşıyordu. Her şey yolundaydı. Tam bu noktada makineyi roman da yazmak üzere ayarlamak kararlaştırıldı. Edebiyat dünyasında yeni ödüller peşinde koşan Bay Bohlen, Knipe'ı bu zor görevi üstlenmeye zorluyordu. “Bir roman yazmak diyordu habire. “Roman yazmak “Yazacaksınız efendim. Elbette yazacaksınız. Yalnız lütfen telaş etmeyin. Çok karmaşık bir ayarlama işlemi yapmam gerek.” : “Herkes bir roman yazmam gerektiğini söylüyor,” diye haykırdı Bay Bohlen. “Ne kadar yayıncı varsa peşimde, artık saçma sapan öykülerle oyalanmamam gerektiğini, gerçekten önemli bir iş çıkarmamın zamanının geldiğini yalvara yakara anlatmaya çalışıyorlar. Önemli olan tek şey romanmış dediklerine “Roman işine de gireceğiz,” dedi Knipe. “Canımızın çektiği sayıda roman yazacağız. Yalnız sabırlı olun lütfen.” “Şimdi beni iyi dinle Knipe. Ben ciddi bir roman istiyorum, hepsini sultada durduracak bir roman yazmak istiyorum. Son günlerde altına imzamı koyduğun tür öykülerden bıkıp usanmaya başladım. Doğruyu söylemek gerekirse, benimle dalga geçip geçmediğinden pek emin değilim.” “Dalga geçmek mi Bay Bohlen?” “En iyilerini kendine saklıyorsun, baştan beri böyle bu.” “Yapmayın Bay Bohlen! “O yüzden bu kere yüksek düzeyde, entelektüel bir kitap yazmak istiyorum. Anlıyorsun, değil mi?” “Bakın Bay Bohlen. Yeni yapacağım düzenlemeyle istediğiniz her tür kitabı yazabileceksiniz.” Dediği doğruydu Knipe'ın, çünkü birkaç ay içinde, yalnızca makineyi roman yazımına göre ayarlamakla kalmamış, yazarın gönlünden geçen herhangi bir olay-örgüsünü ve yazım üslubunu önceden seçmesine olanak tanıyan akıl almaz bir yeni denetleme sistemi kurulmuştu dehasıyla. Makinede o kadar çok ayar düğmesi ve manivela vardı ki, dev bir uçağın kontrol tablosunu andırıyordu. Yazar, önce ilk sırayı tutan belirleyici düğmelerden birine basarak temel seçmesini yapıyordu; tarihsel bir roman mı, taşlama mı, düşünsel mi, siyasal mı, romantik mi, erotik mi, gülmece romanı mı, ya da işte böyle bir roman mı. Sonra, ikinci serüvencilik ruhu günleri, iç savaş, dünya savaşı, ırk sorunları, vahşi batı, köy yaşamı, çocukluk anıları, denizcilik, denizin dibi ve daha neler neler. Üçüncü sıradaki düğmeler edebi üslubu belirliyordu; klasik mi, fanteziye mi yatkın, hafif açık saçık mı, Hemingway mi, Joyce mu, dişil bir tadı mı var falan. Dördüncü sıra romanın kişilerine, beşinci sıra sözcük dağarcığına ayrılmıştı - böylelikle toplam on uzun diziyi bulan seçme düğmeleriyle donanmıştı makine.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.