YAYINCININ NOTU
Retro bilgisayarBilgisayar ve Eğitim
ündelik okul hayatının telaşının biraz olsun durulduğu şu tatil aylarında, biz de bilgisayar eğitim ilişkilerine şöyle daha sakin ve etraflı bir biçimde bakalım, dedik. Ama daha bunu der demez de, konunun öyle tek bir. özel bölümde halledilemeyecek kadar kapsamlı olduğunun farkına vardık. Bir kere bilgisayarın eğitsel potansiyeli Okullardaki uygulamaları ile sınırlı değil. En basit oyun bile, bir yanıyla, çocuklarımızı bizimkinden epey farklı olacağı şimdiden iyice belli olan yeni bir dünyaya hazırlıyor. Bu yönüyle neredeyse her bilgisayar program ve uygulaması eğitsel bir yön içeriyor. Ama ilgimizi sadece geleneksel okullar bağlamı ile sınırlı tuttuğumuzda bile, eğitimin bilgisayarlaşması okullarla, ilgili bütün alışkanlıklarımızın çerçevesini zorlayan, tasarlamakta bile güçlük çektiğimiz yeni olanaklar sunuyor. Örneğin Batı'da daha şimdiden şöyle sorular soruluyor: Eğitimin ağırlıklı olarak bilgisayarlar aracılığıyla yapıldığı koşullarda, öğrencilerin aynı mekânda, yani bir dershanede bulunmaları gerekiyor mu? Okullara gerek var mı? Bilgisayar, öğretmenlerin işlevlerinden hangilerini devralabilir, hangilerini devralamaz? Müfredattaki ders konularından hangileri bilgisayar programları şeklinde formelleştirilebilir? Bunlar “Bilgisayar ve Eğitim” dediğimizde akla gelen sorulardan sadece birkaç tanesi. Biz bu sayımızla daha sadece bir ilk adım atmayı deneyerek, özellikle bilgisayar eğitiminin nasıl tasarlanması gerektiği üzerinde durduk. Önümüzdeki sayılarda da, Commodore'lardan oluşan bir sınıf sisteminin bilgisayar eğitimine nasıl katkıda bulunduğunu, halihazırda çeşitli okullarda kullanılmakta olan örnekleriyle tanıtmaya çalışacağız. Ama şu anda en çok eksikliğini hissettiğimiz, işin programcılık yönü: Eğitim programcılığı dediğimiz şey nasıl bir iştir? Bir eğitim programı nasıl tasarlanmalı? Özellikle eğitim programlarının yazımında kullanılması uygun olacak programlama teknikleri hangileridir? Ve benzeri bir sürü soru daha... Bütün bu soruları bizim kendi başımıza cevaplamamıza olanak yok. Bu yüzden bütün Commodore'cuları bir kez daha yardıma çağırıyoruz: Klavye başına! Bu sayıda Çizgi Köşesi tekrar sayfalarımıza dönüyor. Geri dönen bir de çizer var: Eski okurlarımız Bahadır İşler'i derginin ilk sayılarından hatırlayacaktır. Avrupa'ya yaptığı mesleki geziden ötürü bir süre bizden uzak kalan Bahadır işler'in kendine özgü çizgileri önümüzdeki sayılarda da derginizin sayfalarını süslemeye devam edecek.