Bilgisayarlar Nükleer Reaktörlerin Güvenliğini Bozuyor mu?

Grundremmingen nükleer reaktöründe 20 metre yükseklikteki reaktör basınç kabının içi. Arasındaki soğutucu madde geçen reaktör çekirdeğinde, Uranyum-235 atomları parçalanıyor. Bu sırada açığa

yükseklikteki reaktör çekirdeği elemandan oluşuyor ve çapı 5 metre. Tüm güvenlik önlemlerinin amacı: Reaktördeki radyoaktif ışımayı denetim altında

Bilgisayarlar Nükleer mi Bozuyor?

Almanya'da da Çernobil gibi bir nükleer felaketin meydana gelip gelmeyeceği sorusuna, uzmanlar, “bizde asla” şeklinde cevap veriyorlar. Almanya'dakiler, özellikle kılı kırk yararak geliştirilmiş güvenlik sistemi sayesinde, dünyanın en modern reaktörleri arasındalar. O halde “insani yanılgı” yerine, bilgisayar denetimi mi? Aslında durum, PM dergisinin Alman reaktörlerinde yaptığı araştırmada öğrendiği gibi, o kadar basit de değil.

eaktördeki ısı, basınç, Işıma, şalter konumları gibi tüm ölçüm değerlerini denetliyorlar. Verileri uyarıcılar aracılığıyla, doğrudan çekirdek reaktöründeki kimyasal ve süreçlerden elde ediyorlar. Bilgisayarlar, sürekli olarak, ikili formda (örnegin, vana açık/kapalı) 8000 uya- Tıyı ve 45000 benzeşik sinyali (Örneğin, ısı değişmeleri) alıyorlar. Bu bilgisayarların çoğu, teknik açıdan modası geçmiş süreç hesaplayıcı modeller. Birçoğu on yıldan Uzun süredir çalışıyor. Federal Almanya'da elektrik üretimi yapan 19 nükleer reaktörün güvenlikleri konusunda bu bilgisayarlar ikincil bir öneme sahip. Örneğin, Grundremmingen'deki teknisyenler, “bu bilgisayarların her biri atom reaktörünün işlemesini riske etmeksizin devre dışı kalabilir” diyorlar. Görevleri bir atom reaktöründe meydana gelen her şeyi kayda geçirmek, tespit etmek ve işlemekle kısıtlı olduğu sürece, diğer birçok normal işletmede de olduğu gibi, bilgisayarların varlığı son derece yerinde. Fakat doğrudan güvenliğe ilişkin görevlerde, insanlar henüz bilgisayarları görevlendirme riskini göze alamıyorlar. Bu konuda henüz hâlâ tamamen insanlar rağbette. Tabii ki reaktö- TÜN inşasında gerçekleştirilen birçok güvenlik tedbiri ve otomatik olarak çalışan koruma sistemleriyle desteklenmiş olarak. Sorumlular hâlâ bilgisayarı hesaplanamayan riziko olarak görüyorlar. Kullanılan koruma sistemleri, modern bilgisayarların öncelleri: Her biri tek bir belirli işleve sahip geleneksel yapı elemanları. İşlem hesaplayıcılara paralel olarak, güvenlik açısından önemli olan noktalarda belirlenmiş limitlerin aşılıp aşılmadığını denetliyorlar “ve örneğin gerektiğinde otomatik olarak yedek soğutucu sistemleri açıyorlar. Uluslararası düzeyde de örnek olarak kabul edilen Federal Alman güvenlik standardına göre bilgisayarlar kabul edilmiyor, çünkü yönetmelikler belirli gereçleri içermiyor. Güvenlik donanımlarının tümü, mikroişlemciyle başlamış olan, elektronik devrim döneminden kalma. Bunların tümü çift, teknik veya fiziksel açıdan farklı döşenmiş ve birbirinden baolmak zorunda. Bu koruma sistemleri arızalandığında, reaktör çekirdeğinin etrafında çelik ve betondan oluşan beş engel daha var. Büyük bir arızada, bu engeller, tehlikeli radyoaktif ışımanın çevreye yayılmasını engellemek durumundalar (bak. şekil). Dördüncü engel olan çelik-beton kubbenin gerekliliğine, Çernobil'i inşa etmiş olan Sovyet bilim adamları inanmıyorlardı engel var: 1) Çekirdek yakıtının etrafındaki metal boru. 2) Basınç kabının dışındaki 16 cm. kalınlığında çelik duvar. 3) Işınları çelik duvardan geçme olasılığında karşı, 1 m. kalınlıkta beton duvar. 4) 1.2 m. kalınlıkta küre- veya silindir biçiminde güvenlik kabı (Containment). 5) Reaktör binasının 1 metreden fazla kalınlıkta dış duvarı. Bu duvar üzerine bir uçak düşmesine bile dayanacak sağlamlıkta olmalıdır. Birçok uzmana göre, askeri saldırılara karşı daha güvenli bir koruma yoktur.

Tehlike sinyalleri veren silüet: Grundremmingen'de 160 metre yükseklikteki soğutma kuleleri, betonla kaplanmış iki reaktörden daha azametli.

Nükleer reaktörün denetim odası: Kademe personeli, binlerce ölçüm değerini ve denetim lambalarını denetlemek ve değerlendirmek durumunda. En büyük

riziko burada.

Denetim tablosundaki göstergelerden biri: Her denetim lambası, rearı'ır çekirdeğindeki bir yönetim unu gösteriyor. Çubuklar elemanlar: arasına itildiğinde, çekirdek parçalanması frenleniyor.

Çelik-beton F kaplama

Bugün bu olağanüstü yoğun güvenlik önlemlerinin hayat memat meselesi olduğunu biliyoruz. Daha 1979 yılında, yarı resmi Reaktör Güvenliği Şirketi'nin (GRS) Alman nükleer reaktörleri üzerine bir araştırması şu sonuçlara varmıştı: “Olabileceği varsayılan en önemli kaza, yani çekirdeğin erimesi, Almanya gibi nüfusu yoğun bir ülkede, anında 14000 kişi olmak üzere toplam en az 100000 ölüye malolacaktır.” Burada güvenlik donanımlarının hiç çalışmayacağı, reaaktör çekirdeğinin eriyeceği ve bu nedenle reaktör binasının hasara uğrayacağı varsayılmıştı. Böyle bir kazanın felaket yaratacak sonuçları açısından, atom reaktörlerinin planlamasında, inşa edilmesinde ve işletilmesinde, bilim ve teknik alanında alışılmamış bir güvenlik planı seçiliyor: Meydana gelmiş ufak aksaklıklardan (örn. bir su pompasının durması), kazalardan (örn. reaktörün elekiriklerinin kesilmesi) veya felaketlerden (örn. çekirdeğin erimesi) dersler çıkarmak yerine, önceden tekniğin başarılı olamayabileceği kabul ediliyor. Alman Federal Hükümeti'nin Reaktör Güvenliği Komisyonu Başkanı ve Reaktör Güvenliği Şirketi yöneticisi Adolf Birkhofer, “Bu nedenle, yü- Türlükteki yönetmeliklerde güvenlik önlemlerinin şöyle saptanmış olması gerekiyor ki, öngörülmüş aksaklıkların birden fazlasıyla ay-

Nükleer verilerin bilgisayar tarafından değerlendirilmesi:| Koruma sistemlerine paralel olarak, yaklaşık 10000 noktadaki duyargalar tarafından değerler ölçülür, bilgisayara iletilir ve işlenir. Bilgisayar bir

Monitörde ölçüm değerleri: İşte bu alanda bilgisayarın katkısı giderek artmalı. Değerlerin kolay anlaşılabilir şekilde sunulmasını, personelin stresini azaltacaktır.

nı anda başa çıkılabilsin” diyor. “Aslında düşünülebilecek tüm kazalara karşı mutlak bir koruma yok.” Bütün sorumlular, “kalan” olarak adlandırılan bir rizokonun bulunduğunu biliyorlar. Birkhofer yönetiminde yapılan “Riziko araştırması” da, 10000 işletim yılı içinde “olabileceği varsayılan en önemli kaza”nın, yani çekirdek erimesinin, 10000 işletim yılı içinde meydana gelebileceği. Şu anda tüm dünyada faaliyette olan atom reaktörlerinin toplam işletim yılı sayısı ise, ortalama 3000 ila 4000'i bulmuş

Grundremmingen'deki bu salonda, reaktördeki ışın yükleri ve çevre denetim altında tutuluyor. Bu görevi VAX-780 üstlenmiş.

Çekirdek Eridiğinde

Ne Olur?

En önemli kazanın gerçekleşmesi, örneğin bir buhar üreten reaktörde, zenginleştirilmiş uranyumdan oluşan çekirdek yakıtını çevreleyen asıl çelik borunun suyla yeterince soğutulamaması, parlamaya başlaması ve sonuçta erimesidir. Böylece bir kısım radyoaktif parçalanma ürünleri güvenlik kazanına sızabilir. Bu sırada eğer güvenlik sistemleri çalışmazsa, parlamakta olan eriyik herhangi bir şekilde reaktör basınç kabından da geçerek beton temele erişebilir. Eğer bunu da eriterek geçmeyi başarırsa, yanmakta olan çekirdek toprağa ka- ABD'deki nükleer enerji karşıtlarının korktukları “China-Syndrom” başlar, çekirdek dünyanın merkezine doğru yol alır. Zorunlu olarak dünyanın öbür yanından çıkacağı tezi, bilim adamlarını güldürüyor. Uzaydaki cisimlerde alt, üst olmadığından, dünyanın merkezinden yine yukarı, geldiği yöne dönebilir. Almanya'daki nükleer reaktörlerin inşasında, bir çekirdek erimesi durumunda reaktör kabının ve çelik-beton kubbenin zarar görme rizikosunun olasılığı ancak tahmin edilebiliyor. Cünkü gerçek deneyimler yok. Hesaplar tümüyle teorik düzeyde. Karlsruhe'- deki Nükleer Araştırma Merkezi'- nde on yıldan uzun bir süredir model deneyleri yapılmakta. Fakat bilim adamları, büyük deneyde bile, gerçek bir çekirdek erimesindeki (ki bu, reaktörün durdurulmasından sonra da saatlerce Tadyoaktif süreçler nedeniyle “artık isı” üretmektedir) belirleyici bileşkeleri ancak dolambaçlı yollardan saptayabilmekteler. Çekirdek erimesi kazası üzerine çok kısıtlı deney verisine sahip olmakla birlikte, bilim adamları güvenlik rizikosunun araştırılmasında, birçok önemli sorunun cevabını bilgisayarla yarattıkları sanal modelle elde edebiliyorlar. Elemanter parçaçık fizikçisi Jochen Benecke'nin ifadesine göre, bunlar, oldukça basitleştirilmiş modeller. Jochen Benecke, 1981/1982'- de Federal Araştırma Bakanlığı'- nın desteğinde, Kalkar'daki Hızlı

Isınma üerine bir riziko araştırması yapmıştı. Bilgisayarla üretilen sanal modellerde, programlama hatası yapılmamasının garantisi pek yok.

Rizikoyu

Hesaplamak İçin Gerekli Yöntemler Henüz Eksik

Fakat Jochen Benecke için, temel sorunlar çok farklı bir noktada: Geçerli olabilecek sonuçlara ulaşabilmek için, birçok faktörün (örneğin, model hesaplarında çekirdeğin erime nedenleri olarak kabul edilen çeşitli aksaklıklar) göz ardı edilmesi gerekiyor. Bu nedenle tek bir programla çalışılması yanlış olabilir, çok sayıda modelin sonuçlarının bir araya getirilmesi gerekir. Benecke'nin tecrübesine göre, bu modellerin eklemlenme noktalarından sık sık sübjektif tahminler ve hatta hatalar sızabiliyor. Onun çalışma grubu, nükleer reaktörlerin rizikolarının onluk kuvveti kadar bir sapmayla verilebileceği sonucuna varmış durumda. Bu sapmalar, irrasyonel alana dayanan politik tercihleri ekliyor. Jochen Benecke'ye göre, bu rizikoyu sağlam bir şekilde hesaplamayı sağlayacak yöntemler henüz mevcut değil. Federal Alman nükleer reaktörlerinin güvenlik standartları, deneylere ve hesaplamalara dayanıyor. Alman güvenlik standardının dünyada herhangi bir başka yerdekinden yüksek olduğu şüphe götürmese bile, Çernobil boyutlarında bir felaketin gerçekleşme olasılığının sıfır gibi görülmesi, oldukça naif bir görüş. Almanya'da da koruma sistemleri devre dışı kalabilir ve geriye “insan rizikosu” kalır. Özellikle, şimdiye kadar hiç karşılaşılmamış olan, hayatı tehdit eden durumlarda tepkisi -esaslı hazırlıklara rağmen- önceden bilinemiyor. İleride bilgisayarlar, çalışmakta olan reaktörün güvenliğiyle sorumlu olan personelin yükünü hafifletmede önemli katkılarda bulunabilirlerdi. Günümüzde bir nükleer reaktördeki işletim personeli, reaktördeki süreçleri iletim tekniği sistemleri yardımıyla izlemekte ve yönetmekteler. Kriz durumlarında onlara yardımcı olabilecek dünya çapında bir defalık bir özellik var: “30 Dakika Postülası”. Şiddetli bir arızada, var olan koruma sistemlerinin kendi başlarına 30 dakika süreyle efektif bir kriz yönetimi sağlamaları gerekiyor. Önceden belirlenmiş limitler tehlikeli bir biçimde aşıldığında, güvenlik sistemleri otomatik olarak, örneğin reaktörün durdurulması, farklı güvenlik vanalarının kapatılması, yedek akım üretiminin devreye veya yedek çekirdek soğutmasının devreye sokulması koruma görevlerini yerine getirmek durumundalar. Böylece işletim personeli bilinçli bir tepki için gerekli zamanı kazanmış olacaklar. Yani çok tehlikeli durumlarda ne yalnızca modern bilgisayarlara, ne de insana güveniliyor. Aksine öncelikle güvenilirliğini uzun süredir kanıtlamış olan ölçüm yöntemlerine ve basit elektronik devrelere güveniliyor. Bunlar sayesinde gelen sinyaller dönüştürülüyor ve koruma işlemleri harekete geçiriliyor. Reaktörde yaklaşık 40000 ölçüm noktasından basınç, ısı, ışıma vb.'ye ilişkin bilgiler elde ediliyor. Gerçekleştirilmiş yüksek otomasyon düzeyine rağmen, reaktörlerin işletilmesi, insanın kararlarına ve müdahalesine gerek gösteriyor. Özellikle de önceden varsayılamayan küçük arızaların birdenbire zincirleme bir tehlikeye neden olduğu sıralarda. Bu tür bir durumun doğru tanınması ve otomatik olarak gerçekleşen koruma işlemlerinin denetlenmesi gerekiyor. Bu görevi gereğince yerine getirebilmek için, insanlar bir reaktörün kumanda merkezinde birkaç yıllık bir özel eğitimden geçiriliyorlar. Gündelik ekip çalışması yoğun bir konsantrasyon gerektiriyor. Vardiya süresince topluca gelmekte olan tek tek bilgilerin dikkatli bir biçimde incelenmesi, analiz edilmesi ve değerlendirilmesi gerekiyor. Bir nükleer reaktörün denetiminde çalışan herkes, fizikçi olmasa bile, reaktörde neler olduğunu detaylarına kadar anlamak ve bilmek zorundalar. Herhangi bir aksaklık durumunda, ancak böyle doğru mücadelede bulunabilir.

Bir reaktör simülatöründe eğitim: Özellikle programda kriz durumlarının içerilmesi halinde, bilgisayarla alıştırma yapmak büyük yarar sağlıyor. Simülatörle, tehlike durumunda en güvenli müdahalenin nasıl yapılabileceği konusunda davranış biçimleri inceleniyor. Çalışmakta olan bir tesiste bu mümkün olamazdı. Hardware olarak, gerçek bir denetim panosu oluşturuluyor. Resimde: Schweinfurt'taki Grafenrheinfeld nükleer reaktörü.

Grundremmingen gibi 1300 Megawatt sınıfında bir nükleer

Yeni nesil atom reaktörleri için yeni bir bilgisayar sistemi. 1988'de sonsuz sayı kolonları yerine eğri diyagramları kullanılmaya başlanacak. Resimdeki renkli eğriler, ne zaman istenen reaktör verimine ulaşıldığını gösteriyor.

Resimli gösterimler sayesinde, yönetim çubuklarının konumları daha rahat denetlenebiliyor ve yönetilebiliyor. Simgeler, çekirdeğe su ya da bor verilmesi gerektiği sinyalini veriyor.

Yönetim çubuklarının o andaki durumlarını gösteren grafiksel bilgisayar resmi: Bu çubuklar, yakıt çubuklarının arasına ne kadar çok sokulursa, verim o kadar engellenmiş olur.

reaktörün (Grundremmingen'de

1300 Megawatt elektrik enerjisi üretiliyor) denetiminde, personel tarafından yaklaşık 2200 tek bileşkenin gözlenmesi gerekiyor. Reaktörden yaklaşık 2500 farklı ölçüm alınıyor ve yaklaşık 1200 denetim ampulü değerlendiriliyor. Grundremmingen'deki kademe personeli, bunları klasik benzeşik göstergelerin, alarm sinyalleri ve son zamanlarda eklenen monitörlerin yer aldığı metrelerce uzunlukta panolarda izliyorlar. Tesisin haldeki durumunu gösteren uyarılar, bu yolla çok daha rahat denetlenebilecek şekilde görüntülenebiliyor. Arıza durumlarında şimdiye dek en yararlı yardımcı, işletim el kitabı oldu. Kitapta, ekibin yükünü hafifletmek için, güvenlik değişkenleri olarak adlandırılan ve arızalarda denetlenmesi gereken az sayıda bilgi verilmekte. Tabii ki bu, her durumda yardımcı olamıyor.

Bilgisayarlar

Bilgi Akışını Oluşturmaya Yardım Ediyorlar

Başlangıçta önemsiz sayılabilecek bir durumun tehlikeli bir kazaya dönüşmesinin engellenmesi için, öncelikle o aksaklığın nedeninin belirlenmesi gerekiyor. Bu da yalnızca önceden belirlenmiş güvenlik değişkenlerinin gözden geçirilmesiyle olmuyor. Bir arıza analizinde neler yapılacağı aşağıdaki örnekte açıklanıyor: Redaktörün acilen kapatılmasını gerektiren durumlarda, birkaç dakika içinde, süreç hesaplayıcılar tarafından algılanan 3000'den fazla uyarı, denetim odasına gelir. Grundremmingen'deki teknisyenler, arıza durumları analizi için bilgilendirilmiş bilgisayar programlarını uzman sistemler gibi kullanmanın, pek yardımcı olabildiği inancında değiller. Arıza nedenini bulabilmek için, arızanın ve gerekli önlemlerin daha önceden bilgisayarda depolanmış olması gerekiyor. Amatör biri olarak nükleer reaktörün ana denetim odasına girdiğinizde, görüntülenmekte olan sayısız bilgi size anlaşılmaz gelebilir. Fakat uzmanlar da, denetim iki buhar reaktörü blokunda 2x odalarına bugünkü bilgi akışının azaltılmasının gerekli olduğunu söylüyorlar. Bu, bilgisayar destekli bilgi sistemlerinin iletim denetleyicisi olarak kullanılmasıyla halledilebilir. Böylece önemli bilgilerin çok daha rahat anlaşılabilecek şekilde hazırlanması mümkün olabilecek. Ayrıca gergin durumlarda personelin hızlı ve doğru karar verebilmesi kolaylaşacak. Renkli monitörlerde hem anlık işletme durumu üzerine bilgiler, hem de önemli süreçlerin akışı yoğun biçimde görüntülenebilecek. Böylece işletme personeline, dev bir veri yığınından yalnızca kriz durumlarının üstesinden gelebilmek için gerekli olanlar sunulmuş olacak. Hem de reaktörde sürmekte olan süreçler arasındaki ilişkilerin kavranması çok daha kolaylaşacak. Monitörlerde dalga ya da çubuk diyagram biçiminde çizimler elde edilebilecek. Bunlar sayısal tablolarda çok daha kolay anlaşılabilecek. Bunun ne kadar önemli olabileceği, 1979'da ABD/Harrisburg'ta anlaşıldı. Harrisburg'taki Three Mile Island reaktöründe, son dakika yeniden denetim altına alınabilen bir çekirdek erimesi kazası yaşandı. Amerikan atom endüstrisinin bir sözcüsü, “28 Mart'taki kriz durumunda, Three Mile Island reaktörünün denetim odasındaki operatör, göstergelerdeki bilgilerin yoğunluğu karşısında çaresiz haldeydi” diye açıkladı. Kritik veriler denetim odasındaki metrelerce uzunlukta klasik gösterge panolarında veriliyordu ve bunun önemli bir bölümü operatörün görüş açısı dışında gerçekleşiyordu. Bu hakim olunamayan sayı yığını, operatöre pek yardımcı olmadı: Kendisi reaktöründeki durumu ancak bir afete dönüşmeye ramak kaldığı sırada fark edebildi. Çernobil'in denetim odasında, en önemli kazadan hemen önce neler olduğunu henüz bilmiyoruz. Fakat orada kullanılmış olan iletim tekniği sisteminin düzeyini biliyoruz. Siemens'in yan kuruluşu Kraftwerk-Union'un tanınmış iletim tekniği uzmanı Werner Aleite'nin bu konudaki yorumu şöyle: “Çernobil'in teknolojik düzeyi ancak 50'li yılların ortalarında”. KWU, Avrupa'nın en önemli reaktör üreticilerinden biri. Herhalde Çernobil'deki kazanın engellenmesi, tek başına modern ve bilgisayar tarafından desteklenen bir uyarı iletim sistemiyle engellenemezdi. Fakat ABD'de de ancak Harrisburg felaketi, nükleer reaktörlerdeki kumanda merkezlerinin bilgisayarlarla donatılmasını sağlayan bir örnek oldu. Bu bile oldukça yavaş gerçekleşti. Çünkü 1986'da, Amerikan Atom Denetimi (NRC) yetkilileri, High-Tech-Land USA'nın nükleer reaktörlerde hâlâ çoğunlukla geleneksel ve gayrı esnek teknikleri kullandığını açıkladılar.

Önemli: Reaktör kabında basınç durumu. Bu ekranda kabın durumu farklı görüntü araçlarıyla (doluluk durumu dikey, basınç çubuk gösterge biçiminde altta) ve farklı düzeylerde (alan normal işletimden sapmaları görebilmek için büyüteç) görüntüleniyor.

Tasarlanmış bir arızanın grafik gösterimi: Büyük alanda yönetim çubukları için o sırada güncel olan işletim programı görünürken, üst kenarda PUMA yazısı yanıyor: Bir pompa arızalı. Operatör, tek bir tuşa basarak piktogramlar halinde yardım alabiliyor.

Harrisburg olayından beri tüm dünyadaki reaktör üreticileri, yönetim odalarındaki tesisatın nasıl modernize edilebileceğini araştırıyorlar. Çünkü gerek Batı'da gerekse Doğu'da tüm uzmanlar bir konuda tamamen anlaşıyorlar: Bir nükleer reaktörün kumanda köprüsü, sorumlu personelin eğitimi ve gelişmesi ve işletim bozukluklarının erken tespit edilebilmesi, bilgisayarların eklenmesiyle, daha üst bir güvenlik düzeyine çıkarılacak şekilde geliştirilmeli.

Şimdi Almanya'da adım adım bu yönde ilerleniyor. Şu sıralarda inşa halinde olan dört nükleer reaktörde -Isar II, Emsland, Neckarwestheim II ve Brockdorf- denetim odalarına yeni, KWU tarafından geliştirilmiş bilgisayar destekli toplu bilgi sistemi PRINS (Process Information System) konuluyor. Burada ilk kez denetim odasında bilgilerin hazırlanması için yeni bir toplu taslak gerçekleştiriliyor. Birbirinden ayrı dört salona yerleştirilmiş bilgisayar sistemleri, 1 ila 5 saniyelik sürelerde yaklaşık 2000 benzeşik ve 10000 ila 16000 arasında ikili, yerinden algılanmış sinyali alıyor ve bu verileri paralel olarak işleyen, iki hesaplayıcı sisteme aktarıyor. Bilgisayarlar, otuz ekran terminalini, güvenliğe ilişkin önemli bilgilerin tümüyle besliyorlar. Ekran terminallerinin her biri, 32-bitlik modern bir işlemciyle donatılmış. Monitörler, takip edilmesi kolay olacak şekilde, operatörlerin topluca bulunduğu ana denetim odasına yerleştirilmiş. Monitörlerde, yüksek çözümleyicili grafik ekranlar var. Ayrıca bu ekranlar, birbirinden bağımsız yedi mantıksal görüntüleme düzeyine sahip. Böylece reaktördeki önemli süreçler hakkındaki bilgiler yalnızca grafik olarak işlenmiyor, istenirse yanyana farklı soyutlama düzeylerinde ve ekranlarda görüntülenebiliyor. Herhangi bir arıza durumunda, bilgisayar sisteminin bu özelliği oldukça yarar sağlıyor. Böylece olabildiğince hızlı bir biçimde, uygun tepkiyi gösterebilmek için, öngörülmemiş olaylar arasında bir bağlantı saptanabiliyor. Örneğin, reaktör kabındaki basınç oranları ve soğutucu madde beslemesi gibi önemli iki farklı sürecin aynı anda ekranda görülebilmesi, uygun tepkinin saptanmasını oldukça kolaylaştırıyor. Zor izlenen metin ve sayı kolonlarının yerine, kolayca anlaşılabilen resim simgeleriyle çalışılıyor. Basit grafiklerle -Apple Macintosh ya da Amiga'da olduğu gibi- programı personel de kullanabiliyor. Ayrıca önemli ölçümlerin trendleri de grafik olarak hazırlanabiliyor. Son olarak, herhangi bir aksaklık durumunda, tek bir düğmeye basarak, o durum için gerekli bilgiyi işletim el kitabından alarak bir saniyede ekrana getirmek mümkün. Aynı anda bu bilgiler reaktörün güncel verileriyle tamamlanıyor. Bu sistem, programlama çalışması açısından bugüne kadar birkaç yüz adam-yıl'a malolmuş durumda (bir adam-yıl, bir insanın bir yılda ya da iki insanın yarım yılda yaptığı işin miktarıdır).

Tamamlanıncaya kadar herhalde bir o kadar daha çalışma yapılması gerekecek. Güvenlik görevleri için bilgisayar destekli sistemlerin devreye sokulması, programlama sorunlarının yanı sıra birçok başka sorunu da gündeme getirmekte. Tüm güvenlik sistemleri, atom hukukuna uygun olarak son derece sıkı bir izin prosedüründe inceleniyor. Yürürlükteki kurallar daha çok halihazırdaki tekniğe yönelik. Bugüne kadar modern mikrobilgisayarların ve hatta software'in denetlenmesi için bir yöntemin basit ana çizgileri belirlenemedi. Günümüzde, bilgisayarların güvenlik tekniğine ilişkin görevlere uyumu hal ve gereklere göre deneniyor. Bunun sonucu olarak, birçok reaktör üreticisi açısından belki de ileride yasal onay alamayacakları bilgisayar destekli güvenlik sistemleri yönünde tercih yapmaları, hâlâ büyük bir riziko oluşturuyor. Buna ek olarak, Grundremmingen'deki kademe yöneticisi örneğinde olduğu gibi, işletim personelinin halihazırdaki iletim tekniği sistemlerinin “tamamıyla yeterli” olduğu inancında olması olgusu da var. Arıza durumlarına ilişkin denemeler: Yalnızca simulatörde olanaklı Bilgisayar, “reaktör kullanıcı”larının eğitiminde uzun süreden beri kullanılıyor. Burada, bilgisayar simulatöründe bir antrenman aşaması Simulatör, arıza durumundaki tepkilerin alıştırmasını yapmakta çok yararlı. Bilgisayar, bu konuda geleneksel eğitim gereçlerinden çok daha fazla şey verebiliyor. Farklı arıza durumlarının birbirine eklemlenmesiyle, sayısız kaza varyasyonları sahneye konabiliyor. Bu yolla, işletim personeline yönelik gerginlik durumları, sanki gerçekten reaktörde meydana geliyormuşcasına üretiliyor. Bunun simulatör olmadan yapılması olanaksız. Nükleer reaktördeki koşulları olabildiğince gerçeğe yakın sunabilmek için, simulatör, bir reaktör denetim odasına benzetilerek oluşturulmuş bir mekâna kuruluyor. KWU uzmanı Werner Aleite, “denetim odalarındaki bilgisayar destekli bilgi sistemleri, şimdi kabul edilebilir düzeyde olan 'artık riziko'yu daha da aza, hatta yarıya indirebilir” diyor. Nükleer reaktörler çalıştıkça, “en önemli kaza”yı engelleyecek her türlü yöntem kullanılmalı. Bu, Çernobil'den sonra bizi, “en önemli kaza” rizikosuyla yaşayıp yaşamama ikileminden kurtaracak. Radyoaktif ışınların çevreye yayıldığı bir reaktör kazası, başka hiçbir kazayla kıyaslanamaz. Radyoaktivite hiçbir sınır tanımıyor. Dünyanın da herhangi bir imdat çıkışı yok. Bu nedenle, daha fazla koruma ve güvenlik konusunda gerekli olan taleplerimizden vazgeçmemeliyiz. Bilgisayar da bu noktada yalnızca bir yardımcı çözüm. P.M. Computerheft Dergisi (7/86) Manon Baukhage'den çevirip derleyen Balaban Tozan