DÜNYADAN... TÜRKİYE'DEN... TELETEKNİK'TEN...
Retro bilgisayarHAKAN
Hakan Keni 24 yaşında, üniversite öğrencisi ve galiba Türkiye rekortmeni. Bilgisayar oyunları klasiklerinden “Raid Over Moscow”da 540.000'lik skora ulaşmış. Şimdi merak ediyor, "Türkiye'de daha yüksek skoru olan var mı?” diye. Ama olduğunu pek zannetmiyor ve “galiba” kaydının altını çizerek rekortmenliğin havasını atıyor. Hakan da “hayat bilgisi” kitaplarından “Müjde müjde çocuklar / Ben pilot olacağım” şiirini ezberleyip, pilot olamayanlardan. Bir ara şansını denizlerde denemiş, kaptanlığa soyunmuş, ne var ki gemisi ansızın batıvermiş. Çok da üzülmemiş bu batma olayına, çünkü aklı suda değil, havalarda kalmış. Ve günlerden bir gün bilgisayarla tanışmış, hemen ardından da “Raid Over Moscow”la. Arada diğer oyunları da deniyor ama, onlardan bir kez oynasa, Moskova'yı on kez bombalıyor. Rusya semalarında bomba yağdırmak özel zevk mi veriyor Hakan'a? Biraz; ama en çok oyunun esnekliği hoşuna gidiyor. Kremlin'i simgeleyen grafik hiç umurunda değil. Beşiktaş Atletico Bilbao'dan dört yediğinde (Hakan Beşiktaşlı) “Raid Over Bilbao” olmuş, çift gidilip tek dönülen bir tatilden sonra (Hakan aşıkmış o zamanlar) “Raid Over Bodrum” olmuş. Nereye kızmışsa orası olmuş. Ve bir defasında kimbilir ne kadar kızdırmışlar ki Hakan'ı, “Raid Over Cağaloğlu” oynarken, 540.000 puan toplayıp rekoru kırıvermiş. “Raid Over Moscow”da olsun, diğer bilgisayar oyunlarında olsun Hakan'ı çeken bir şey var, ekran dışındaki hayattan farklı bir şey. Uçağı hangardan çıkaramayıp duvara bindirse, oyun yeniden başlıyor. Ama günlük hayatta çok daha ufak hataları bağışlanmıyor, yeniden başlama şansı verilmiyor. Öyle bir an geliyor ki, çevresinde “Raid Over Hakan” oyunu oynandığı şüphesi içine yerleşiveriyor. Hakan Keni, duygusal bir rekortmen.
Challenger uzay yolunda
PROJESİ
yıp. Okyanusun sularına parça parça gömüldü ama, hayat devam ediyor, NASA'da bile... Tam adı Ulusal Hava ve Uzay Dairesi olan kuruluş geçtiğimiz günlerde yapay zekâ temelli software geliştirme projesi için Inference Corp. firması ile bir anlaşma imzaladı. Daha önce uzay çalışmalarına destek sağlayabilme konusunda, Navex programını birlikte uygulayan Inference Corp. ve NASA, bu kez ortak bir software geliştirme birimi kurmayı amaçlıyorlar. Eğer proje belirlenen hedefe ulaşabilirse, beşinci kuşak bilgisayarlara imzasını atan yapay zekâ teknolojisi, software uzmanlarına, yapılanları daha iyi değerlendirme imkânı ve daha geniş bir çalışma alanı sağlamış olacak.
COMMODORE'CU HIRSIZLAR
Miami polisi Kübalı gençlerden oluşan altı kişilik bir hırsız çetesini yakaladı. Bu Florida eyaletindeki bir kent için ahval-i adiyeden sayılırdı. Ancak çete son zamanlarda neredeyse bir “Özel ihtisas grubu” gibi çalışarak fark göstermişti. İki ay öncesine kadar ne bulurlarsa onu çalarak geçinen altı Kübalı, bir gece girdikleri evden C-64 setini olduğu gibi yükleyip düştüler, hem de oyun kasetleriyle birlikte. Bilgisayar oyunları o kadar hoşlarına gitti ki, joystick'i kapmak için sürekli kavga eder oldular. Çetenin dağılmaması için tek bir çözüm vardı, beş bilgisayar daha çalmak, hem de beş C-64. Oyun kaseti satan dükkanların kapısında bekleyip çıkan müşterileri evlerine kadar izliyor, istedikleri aletin yerini öğreniyor ve bir punduna getirip malı götürüveriyorlardı. Ancak çekirge dört defa sıçradı; beşinci C-64'ü çalarken yakalandılar. Şimdi, Commodore firmasının kefaletlerini ödeyip ödemeyeceğini merak ediyor olmalılar.
TUTUMLU BİR “MOUSE”
Logitech firması tarafından geliştirilen yeni model “mouse” için gereken maksimum elektrik akımı 5 miliamper. Bu, aletin dışarıdan herhangi bir güç kaynağı olmaksızın da çalışabileceği anlamına geliyor. Yani ana sistemin seri aralıklarındaki RTS ve DTR kontrol hatlarından çıkan akım “mouse” için yeterli oluyor.
±15 Volt'luk voltaj esnekliği de Logitech'in yeni modeline hemen hemen tüm bilgisayar sistemleriyle birlikte kullanılabilecek bir ürün niteliği kazandırıyor. Dağılma standardı her inç için 200 ekran noktası. Ancak aynı sistemin 320 noktalık bir modeli de piyasaya sürülmüş durumda. Az akımla çok iş yaptığı söylenen bu "mouse"un veri iletim hızı ise saniyede 9600 bit. Neredeyse tüm software paketleriyle birlikte kullanılmaya elverişli olan C7'nin ABD'deki satış fiyatı 99 dolar.
JOYSTICK:
Heyecanlı bir oyunun en kritik anında parçalanıp elde kalıveren, ya da takılıp kumanda etmez hale gelen joystickler bazı bilgisayarcıların şikayetlerine neden oluyor. Teleteknik ve Nova Bilgisayar'ın ortak girişimleriyle kurulan Siskont şirketinin ürettiği SYS-CONT 1 joystickleri, bu tür şikayetlere son verme iddiasıyla piyasaya sürüldü. Üretime başlamadan önce, piyasadaki diğer joystickleri ayrıntılı biçimde incelediklerini söyleyen Siskont yöneticileri, SYS-CONT “farklılığını” şu noktalarda vurguluyorlar: * Devre kartındaki açık bölümlerin izolasyonu, * hareket switch'lerinde bombeli metal levha yerine, körüklü kauçuk ve yumuşak karbon iletken sistem yerleştirilmesi, * Ateş düğmelerinde plastik iğne yerine körüklü kauçuk bir sistem kullanılması, * Körüklü kauçuk iletkenin, devre kartı ile beraber taban kalıbına yerleştirilmesi ve sabitlenmesi, * İç mekanizmada, yayın yanında tabana yerleştirilen lastik tampon sayesinde kolun daha yumuşak hareket etmesi ve ileri-geri hareketinde kolun dikey duruma seri ve çabuk bir biçimde gelmesi, * Ateş düğmelerinde hareketi, yayın değil körüklü kauçuğun sağlaması. Ucuzluğunun sağlamlığından kaynaklandığı iddia edilen SYS-CONT 1'in perakende satış fiyatı 10.000 TL. olarak belirlendi.
AYTAÇ BİLGİSAYAR
PARA VAR
New Jersey'deki Executive Compensation Services şirketi geride bıraktığımız on yılı kapsayan bir araştırma yapmış. Konu, meslek dalları bazında yıllık ortalama ücret artışları. Ana iş kolları ve alt çalışma alanına göre hazırlanmış oldukça ayrıntılı bir tablo çerçevesinde yürütülen araştırmanın sonuçları bilgisayarcılar açısından sevindirici. Gelişmeler ABD verilerinden yola çıkılarak yapılmış ama, eğer bilgi işlemciyseniz yine de mesleğinizle övünebilirsiniz. Çünkü son on yılda en büyük zamları sizin iş kolunuzda çalışanlar aldı.
YERLİ MALI SWITCH
Türkiye'de üretilen ilk “reset switch” geçtiğimiz ay piyasaya sürüldü. Tasarımı ve üretimi Aytaç Bilgisayar tarafından gerçekleştirilen söz konusu “parçacık” Commodore-64'lerle birlikte kullanılıyor. “Reset Switch”ten hem hazır program kullananların hem de program yazanların yararlanabileceğini söyleyen Aytaç Bilgisayar yöneticisi Aytaç Biter oldukça iddialı. Programları disk hızında yükleme imkânı verecek, bilgisayarın kullanıcıyı uyarmasını sağlayabilecek, bilgisayarınızın ömrünü boşa zaman harcamanızı önleyecek bir araç olarak tanımlıyor “reset switch”i:
“Ortaya çıkacak ürünün çeşitli kolaylıklar sağlayacağını düşünerek üretime geçtik. Özellikle çok programlı kasetlerde her programdan sonra başa dönüp turbo programı yüklemek zorunda kalmıyorsunuz. Hazır programları kullanırken, kilitli olduğundan programdan çıkmak için bilgisayarı kapatıp açmak gerekmiyor. İşlem makina dili programı silmediğinden bilgisayarın hafızasında birden fazla program saklanabiliyor, bilgisayarın kilitlenmesi tehlikesine karşı program yazanlar hazırlıklı oluyorlar. Üstelik kilitli BASIC programların listesini alabiliyorsunuz, makina dili de hafızadaki adresini...” ürettiği “reset fiyatı kullanım kit. birlikte 1.500 TL.
BEKLİYOR
Ses ve grafik özellikleriyle “üstün” bir bilgisayar olarak nitelenen Amiga, ABD dışındaki ilk yolculuğuna hazırlanıyor. COMMODORE'un pazarlama planına göre Amiga, Haziran ayı ortalarında, heyecanla beklendiği Avrupa'da bilgisayar meraklılarının karşısına çıkacak. Bugün pazarlaması bile bilgisayar dünyasında olay yaratan Amiga, üç yıl önce mütevazı bir proje olarak doğmuştu. Hi-Toro şirketini kuran ABD'li yatırımcılar başlangıçta küçük bir ev bilgisayarı modeli geliştirmeyi planlıyorlardı. Amaç, video oyunları salgınından yararlanarak, bilgisayarları gibi küçük bir pazar payı kapmaktı. Atari'den transfer edilen tasarımcı Jay Miner'ın yönetimindeki ekip projeyi gerçekleştirme aşamasına yaklaşırken, ortaya çıkacak ürünün herhangi bir ev bilgisayarı olmayacağı da yavaş yavaş anlaşılıyordu. Bu arada yeni model için isim bile bulunmuştu; Latin dillerinde “arkadaş” anlamına gelen “amica”... Ne var ki, bu isim başka bir firma için tescil edilmişti. Yerine gelmesine karar verildi, yani “amica” “Amiga”ya dönüşüverdi. Toplam 43 kişinin çalıştığı küçük bir işletme olan ve parasal açıdan joystick satışlarına bel bağlayan Hi-Toro'nun yapısı, yeni projenin yükünü kaldıramıyordu. Amiga, basit ve ucuz bir model olmayacaktı, üstelik eldeki teknoloji üretim maliyetlerini düşürmeye elverişli değildi. Hi-Toro'nun kurucuları “tamam mı, devam mı” diye düşünürken devreye COMMODORE firması girdi. Amiga'yı projeleri ve tüm personeliyle 25 milyon dolar karşılığında devralan COMMODORE, Jay Miner'ın ekibine geniş bir çalışma alanı yarattı. Chip üretimindeki MOS teknolojisiyle düşük maliyet imkânı da, Amiga'yı yeni patronlarının
desteğinde daha sağlam bir temele oturtmuş oldu; çalışmalar yeniden hızlandı. Sonuç malum: Amiga... Ses ve grafik potansiyeliyle bilgisayar dünyasında haklı bir başarı kazanan ve ABD'de “iyi satan” bu model, dünya pazarlarında da aynı parlak çizgiyi sürdürebilecek mi? Şimdilik Amiga'nın bugününü bilmekle yetinelim ve “Avrupa macerası”ndan haberler için Haziran'ı bekleyelim.
JAPON
ÜSTÜNLÜĞÜ
4 Japon firması yarı iletken endüstrisi alanında Amerikan üstünlüğüne son verdiler. 1985 yılı satış rakamlarına göre yapılan “ilk on” listesinde Japonya ilk kez, en çok firma ile temsil edilen ülke oldu. Söz konusu sıralamada dört ABD ve bir Hollanda firmasına karşılık beş Japon firması yer aldı. 1950'li yıllardan bu yana yarı iletkenler üretiminde ve pazarlamasında liderliğini sürdüren ABD'nin yazgısını Texas Instruments firması da paylaştı ve sıralama tarihinde ilk kez birincilikteki yerini kaybetti. 1985 yılında en büyük satış hasılatı 1.98 milyar dolarla Japon firması NEC'in oldu. İkinci, merkezi ABD'de bulunan Motorola, üçüncü Texas Instruments. Hollanda firması Philips ise altıncı sırada yer alarak, ABD-Japonya rekabetinin arasından sıyrılmayı başaran tek Avrupa kuruluşu unvanını kazandı.